19.12.2018 tarih ve 30630 sayılı Resmi Gazete’de 7155 sayılı “Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun” (“Kanun”) yayımlanmıştır. Kanun’un 20’inci maddesi uyarınca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na (“TTK”) 5/A maddesi eklenmiş olup, ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk zorunlu hale getirilmiştir. 

Böylelikle  konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı haline getirilmiştir. Buna göre uyuşmazlığın konusunun mutlaka “bir miktar paranın ödenmesi” olması gerekmektedir. Paranın miktarı veya türüne ilişkin ise herhangi bir üst veya alt limit getirilmemiştir. 

Bir miktar paranın ödenmesine ilişkin alacaklarda alacaklı taraf, dava yoluna başvurup Mahkeme nezdinde uyuşmazlığı çözebileceği gibi borçluya karşı doğrudan ilamsız icra takibi de başlatabilmektedir. Alacaklı tarafından ilamsız icra takibine başvurulması durumunda, söz konusu takip herhangi bir Mahkeme kararına dayanmadığı için borçlu buna itiraz edebilecektir. Borçlunun öne süreceği olası itiraz ise icra takibini kendiliğinden durdurmaktadır. Borçlu tarafından icra takibine itiraz edilmesi durumunda, alacaklı elindeki belgelerin niteliğine göre itirazın kaldırılması veya itirazın iptali davalarından birisini seçerek dava yoluna gidebilecektir. Kanun’un yürürlüğe girmesi ile birlikte ise iş bu itirazın kaldırılması veya itirazın iptali davalarında zorunlu arabuluculuğa başvurma ön şartının uygulanıp uygulanmayacağına ilişkin hukuki tartışmalar ortaya çıkmıştır. Ancak, gelmiş olduğumuz son nokta itibariyle bu dava türlerinde de ön şart olarak zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerektiği açıklığa kavuşmuştur.

Kanun’un 20’inci maddesi ile birlikte getirilen değişiklik sonucunda, Arabulucu yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içerisinde sonuçlandıracaktır. Altı haftalık bu süre ancak zorunlu hallerde en fazla iki hafta uzatılabilecektir. 

İş bu yeni düzenleme uyarınca, Mahkeme tarafından zorunlu arabuluculuk müessesesine başvurulmadan dava açıldığı tespit edilir ise, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’na eklenen 18/A maddesinin 2’inci fıkrası uyarınca dava şartı yokluğu sebebiyle usulden redde karar verilecektir. 

Tarafların zorunlu arabuluculuk müessesesine başvurmasının ardından herhangi bir anlaşmaya varılamaması durumunda, söz konusu uyuşmazlığa ilişkin dava açılması mümkün hale gelecektir. Bu takdirde, anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğin dava dilekçesine eklenmesi zorunlu hale gelmiştir. 

Taraflar, iş bu zorunlu arabuluculuk başvurusunu uyuşmazlığın konusuna göre yetkili mahkemenin bulunduğu yer arabuluculuk bürosuna yapacaklardır. Arabuluculuk bürosunun kurulmadığı bir yer söz konusu ise görevlendirilen yazı işleri müdürlüğü ilgili birim olacaktır. 

Tarafların ilgili komisyon başkanlıklarına bildirilen listede yer alan arabuluculardan birisinin seçimi hakkında ortak mutabakata varmaları halinde, ortak mutabakata varılan arabulucu uyuşmazlığın çözümü için görevlendirilecektir. Ancak, listede yer alan belirli bir arabulucunun seçimine ilişkin taraflar arasında bu şekilde ortak mutabakat mevcut değil ise, uyuşmazlığın çözümünde görev alacak arabulucu ilgili arabuluculuk bürosu tarafından belirlenecektir.